22/11/2017

DAİŞ'in Musul, Maxmur ve Rojava saldırıları

Dünya Kürt gerillasını Şengal’de DAİŞ faşizmine karşı gösterdiği direniş ve Ezidi Kürtlüğünü soykırımdan kurtarmasıyla tanıdı.

 

 

 

 

Duran Kalkan

12 Haziran 2014 günü DAİŞ, Musul’a saldırdı ve kısa sürede Musul’u ele geçirdi. DAİŞ diye bir güç diğer çete grupları içerisinde Suriye’de de adını duyuruyordu, Rojava’ya da saldıran gruplar arasında vardı. Ama sıradan bir gruptu. Irak’ta böyle bir grubun varlığı, örgütlülüğü olduğu ifade ediliyordu, ama Musul’u almak gibi bir durum çok farklıydı. Musul’u almakla yetinmedi Bağdat’a yürüdü. Bağdat’a yakın alanlarda uluslararası güçlerin desteğiyle Irak devleti DAİŞ’in önünü zor kesti. Bütün Kuzey Irak’ı Kürdistan dışında Musul vilayetini, Ambar vilayetini ele geçirdi. DAİŞ büyük bir güç oldu. O güçle Rojava’ya yüklendi, Rakka’yı aldı. Suriye’de bir tank tugayını ele geçirdi. Böylece Rojava’da da en temel askeri güç haline geldi. Büyük alanları kontrol altına alarak çok önemli bir askeri güç oluşturdu. Musul’da, Rakka çevresinde büyük silahlar ele geçirdi. Hem Irak hem de Suriye ordusunun ağır silahlarına el koydu. Birde ‘kara’ bayrağıyla büyük bir korku yaydı, harekete geçtiğinde önünde herkes kaçar oldu, kimse önünde duramadı. Gittiği yeri yakıyor, tuttuğunu kesiyordu. Birde bunların propagandasını yapıyordu, dehşet verici yöntemi vardı. Böyle yapınca önünde herkes kaçar oldu. Söz konusu boşluk DAİŞ ile doldu. Ortadoğu’da bir süreçten itibaren oluşmuş olan bu boşluğu DAİŞ doldurdu. Adını “Irak-Şam İslam Devleti” koymuştu. Daha sonra “İslam Devleti” yaptı. Irak ve Suriye’nin ortasında yeni bir devlet egemenliği kurdu. Kendisini halifelik ilan etti. Böylece Ortadoğu’nun ortasında Türkiye-Irak-Suriye ekseninde siyasi-askeri dengelerde yepyeni bir durum ortaya çıktı.

DAİŞ, ikinci aşama olarak 3 Ağustos 2014 günü Şengal’e saldırdı. Aynı zamanda Rojava’ya dönük saldırılarını da arttırdı. Şengal’de soykırım yapmaya yöneldi. Maxmur’a saldırdı ve Hewler’i dehdit eder hale geldi. Bu durumda KDP peşmerge güçleri geri çekilerek dayanamadılar kaçtılar. Hewler’den kaçmaya hazırlanıyorlardı. Buna HPG-YJA Star güçleri müdahalede bulundu. Şengal’e güç gönderdi. Aynı zamanda YPG-YPJ güç gönderdi, onlar da müdahalede bulunma kararı aldılar. DAİŞ’in Şengal soykırımını önlemek halkı kurtarmak üzere etkili bir direniş konumu ortaya çıktı. DAİŞ’e karşı savaş burada başladı ve DAİŞ’in saldırıları kırıldı. Şengal’in dağlık alanları gerillanın alanlarında kaldı, halkı dağa çekti, köylerden, ovalık alanlardan DAİŞ saldırısıyla dağa çekilmiş güçlerin bir kısmını orada tuttuysa da bir kısmını Rojava’ya, Başur’a tahliye etti. Bakur’a da gidenler oldu. Soykırımı önledi.

Aynı zamanda Kerkük-Maxmur hattına HPG müdahalede bulunarak güç gönderdi. Maxmur tehdit altına girdi ve Maxmur kampı Ranya’ya taşındı. Hewler neredeyse yarı yarıya boşaldı. Bu durumda Kerkük-Maxmur hattına giden gerilla, DAİŞ saldırılarını kıran bir savunma hattı oluşturdu. Böylece Maxmur ve Hewler’i korudu. Kamp tekrar yerine döndü. Hewler yönetimi ayakta kaldı. Mesut Barzani, Maxmur’a gitti gerilla komutanlığını ziyaret etti, teşekkür etti. Şimdi ise “Gerilla işgalci güçtür, Güney Kürdistan’dan, Şengal’den, Kerkük’ten derhal çıkmalıdır” diyorlar, ama 2014 Ağustos ayında Hewler’deki yönetimi, bu alanlardaki gerillanın savaşı korudu. Gerilla DAİŞ karşısında durmasaydı ve DAİŞ saldırılarını kırmasaydı, Hewler’de mevcut yönetimin izi bile kalmayacaktı. Bunu unutmuşa benziyorlar. İktidar çevreleri çok hızlı unutuyorlar. Biraz kendilerini sağlama alınca bu sefer eski olanı hemen unutma yolunu seçiyorlar, ama gerçek böyledir.

Hewler, Kerkük, Maxmur hattına giden güçler kurtarıcı olarak gittiler. Hem Hewler yönetimini kurtardılar, korudular hem de Şengal’e giden güçler soykırımı önledi. Dünya Kürt gerillasını Şengal’de DAİŞ faşizmine karşı gösterdiği direniş ve Ezidi Kürtlüğünü soykırımdan kurtarmasıyla tanıdı. Irak yönetimi, birçok uluslararası çevre ve yardım kurumları teşekkür ettiler. Gelip bu sahalarda gerilla ile birlikte çalışma yürüttüler. Böylece aslında gerillanın hem alanları genişledi hem de uluslararası alanda kendini tanıtma durumu gelişti. DAİŞ’in söz konusu saldırıları karşısında PKK, Bakur’da devrim hamlesi yapamamanın verdiği darlığı ve sıkıntılı durumu belli ölçüde aştı. Yeni mücadele alanları oluştu. Şengal, Başur, Buşur’un orta alanı Kerkük-Germiyan hattı gerilla hareketliliği için uygun ve açık bir alan haline geldi. Böylece PKK o pratik daralmayı önemli oranda aştı. İşte pratikte ısrar etmenin doğru olduğunu, eğer iyi çalışılır pratik takip edilirse fırsatların, imkanların doğabileceğini dolduğu anda değerlendirmeyle de önemli gelişmelerin yaratılabileceğini ortaya koydu. Öyle kendini zorlamayla değil de koşulları değerlendirip fırsat, imkânları gözlemleyip kendini ona hazır hale getirerek fırsat bulunca söz konusu imkânları değerlendirip ilerlemenin daha doğru devrimci bir taktik ve duruş olduğunu ortaya koydu. Aslında Önderliğin eleştirisi de ortaya çıkan imkân ve fırsatları değerlendirmeme noktasındaydı. “Neden değerlendirilmediğini” soruyordu ve yüzde bir oranında değerlendirildiğini söylüyordu ki, bu sıfır demektir. Önderliğin eleştirisi ‘Bir sürü devrimci imkân ve fırsat doğuyor siz hiç değerlendirmiyorsunuz’ anlamına geliyordu.

HPG-YJA Star güçlerinin Şengal, Maxmur ve Kerkük müdahalesi bu darlığı aştırdı. Böylece önemli bir pozisyon ortaya çıktı. Bu durumda Şengal’de çalışmaları geliştirmek üzere hareket kendini yeniden örgütler ve yönlendirirken –ki eksen böylece biraz Başur’a kaymış oluyordu. 15 Eylül 2014 günü DAİŞ büyük bir güç ile Kobane’ye saldırdı. Hedefi Kobane’yi düşürmekti. Kobane, DAİŞ’in eline geçerse o zaman Afrin ve Cizire Kantonları birbirinden tümden kopmuş olacaktı, büyük bir ihtimalle daha sonra parça parça önce Afrin’in üzerine gidilecek, orası düşürülürse sonra Cizire’nin üzerine gelinecek Rojava Devrimi parça parça süren DAİŞ saldırılarıyla ezilip tasfiye edilecekti. Bunun için zayıf halka Kobane görülmüştü, oradan başlanarak Rojava Devrimi’nin tasfiye edilmesi öngörülmüştü.

Bunun arkasında birçok güç vardı. Bütün Kürt karşıtları ve bazı uluslararası güçler vardı. En fazla da AKP hükümeti vardı. AKP, 19 Temmuz 2012’de Rojava’da devrim olunca 2012 sonunda Bakur’daki savaşı durdurdu. 2013 yılı Temmuz ayından itibaren Rojava’ya çete gruplarının saldırısını örgütledi. Rojava’ya saldıran DAİŞ ve El Nusra olmak üzere bütün çete gruplarının arkasındaydı. 15 Eylül 2014’ten itibaren başlayan saldırı ise Tayyip Erdoğan yönetimini daha etkili hale getirdi. Doğrudan Kobane saldırısını yürüttükleri açıktan görülüyordu. Tayyip Erdoğan kamuoyu önüne çıktı “Kobane düştü düşüyor, arkasından da Afrin gelecek” dedi. Böylece DAİŞ’in Kobane saldırısının Kürt karşıtı inkâr ve imha sisteminin Rojava Devrimini imha ve tasfiye etme saldırısı olduğu açığa çıktı. Yine soykırım sisteminin planlı bir saldırısı gündemdeydi. 

Demokratik Uygarlık Arayışları; Peygamberlik Geleneği – 2

Tufan hikayesi, son buzul döneminin etkisinde olan bir hikâyedir, iktidarın beğenmediklerinin üstüne tufan gibi gitme bilinci var ve ...

Demokratik Uygarlık Arayışları; Peygamberlik Geleneği – 1

Urfa, Harran, Kudüs, Mekke, gibi yerler peygamberlik merkezleri olarak bilinir. Buralar farklı arayışların, yani etnisitenin ölmediği

9 Ocak Paris Katliamı ve TC-Fransa ittifakı

Paris katliamı kadınlarda, gençlikte bir bütün Kürt halkında öfke yarattı. Gösterilen mücadele tavrı, kırılma değil

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]