26/02/2017

KAMUOYU DİPLOMASİSİ’YLE KÜRT ALGISI DEĞİŞEBİLİR

AKP’nin Ortadoğu’da denklem dışı kalmamak için başından beri DAİŞ projesinin içinde olduğu ve DAİŞ’in tüm vahşetine rağmen desteğini sürdürdüğü, yürütülecek diplomasi çalışmalarının temel argümanı olabilir.

 

 

 

Deniz Gül

 

Dünyadaki “Terörist Kürt” algısı değişiyor. DAİŞ’in Şengal ve Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı Kürtlerin gösterdiği direniş, dünyadaki “Terörist Kürt” algısında ciddi bir kırılma yarattı. Egemenlerin “İyi Kürt- Kötü Kürt” şeklinde bir algı oluşturmaları bu direniş sürecinde sorgulanmaya başlandı. Ancak bu algı değişimi egemenlerin siyasi yaklaşımına nüfuz etmiş değildir; dünyanın gözleri önünde yapılan barbarca saldırılara karşı Kürtlerin kendi öz güçleriyle yaptıkları direnişin zorlamasıyla uluslararası kamuoyunda bir sorgulama gelişti. Oysa dört parça Kürdistan’da en önemli siyasi bir aktör olan PKK, 1999 yılından sonra paradigmasal bir değişim yaşamış ve bu değişim PKK’nin ideolojik, politik, örgütsel ve eylem hatlarında tarihi bir dönüşüm yaratmıştı. Buna karşın Avrupa’da ve diğer birçok ülkede PKK yasağı devam etmiştir, devam etmektedir. Rojava’da PYD öncülüğünde direnen Kürtlere karşı bir ilgi oluşmuş olsa da, bu ilginin PYD’ye karşı dönemsel ve taktiksel bir yaklaşım olduğu, tarihsel derinliği olan, Kürt sorununun çözümüne dönük bütünsel bir politik yaklaşım olmadığı açıktır.

Avrupa’da nasıl bir Kürt algısı var ve bu algı nasıl oluşturuldu? Almanya Federal Meclisi’nin hükümet ortağı olan SPD (Sosyal Demokrat Parti)’nin milletvekili Rüdiger Veit, Özgür Politika gazetesinin18-19 Temmuz 2015 tarihli sayısında yayınlanan röportajında, Almanya’da “Kürt eşittir PKK, PKK de eşittir şiddet” şeklinde yaygın bir algının olduğunun altını çiziyor. Veit aynı röportajda Alman basınının Kürtleri “kriminal ve terörist Kürtler” olarak yansıttığını ve bu sayede algının yaygınlık kazandığına dikkat çekiyor ve bu algının değişmesi için Kürtlerin Avrupa kamuoyuna dönük ciddi bir enformasyon ve diplomasi çalışması yapması gerektiğine ve basının bu çalışmadaki rolüne vurgu yapıyor. Veit röportajın devamında, söz konusu algının; Kürtlerin kimseden bir şey beklemeden, kendi öz güçleriyle, yaşadıkları haksızlıkları uluslararası kamuoyunda etkili bir şekilde anlatmalarıyla ve bunu desteleyecek siyasi diyaloglarla değiştirebileceğini söylüyor.

Kürtlerin Rojava’da DAİŞ faşizmine karşı direnişi devam ederken, DAİŞ’e verdiği desteği gün geçtikçe daha fazla su yüzüne çıkan Türk devleti ve -seçim sonuçlarıyla birlikte artık bir meşruluğu kalmayan- AKP hükümeti,  bir yandan “tampon bölge” söylemiyle Kürtlerin Rojava’daki kazanımlarını boşa çıkarma hesapları yapıyor; diğer yandan ise “çözüm süreci”ni bitirerek Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ı savaşa sürüklüyor. Kuşkusuz Türk devletinin içeride ve dışarıda, bu Kürt karşıtı politikasına destek bulması, eskisi kadar kolay olmayacaktır. Zira “Kürt eşittir PKK, PKK de eşittir terörist” söylemi üzerinden politika yapmak, Kürtlerin DAİŞ faşizmine karşı mücadelesiyle uluslararası kamuoyunda ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çabalarıyla yürütülen “çözüm süreci” sayesinde de Türk kamuoyunda eskisi gibi karşılık bulamayacaktır. Bu noktada Kürtlerin yapacağı etkili bir kamuoyu diplomasisi,  bu süreçte kuşkusuz önemli bir rol oynayacaktır.

Kürtler hangi argümanlarla kamuoyu diplomasisi yürütebilir?

 

1-      Batının umut bağladığı “Ilımlı İslâm Projesi”nin çöktüğü ve bu projenin ürünü olarak ortaya çıkan AKP’nin Ortadoğu’da denklem dışı kalmamak için başından beri DAİŞ projesinin içinde olduğu ve DAİŞ’in tüm vahşetine rağmen desteğini sürdürdüğü, yürütülecek diplomasi çalışmalarının temel argümanı olabilir.

 

2-      Avrupa devletlerinin Ortadoğu’ya dönük hiçbir siyasal çözüm modeline sahip olmamaları ve PKK’nin uzun bir süredir dillendirdiği “Demokratik Ortadoğu Konfederalizmi” modelinin Avrupa devletlerinden destek bulmamasının Ortadoğu’da DAİŞ gibi yapıların ortaya çıkmasına yol açtığı uluslararası kamuoyuna anlatılması gereken diğer önemli bir husus olarak sayılabilir. Zira Ortadoğu için en önemli siyasal-barışçıl çözüm modelinin -Rojava’da açığa çıkan kantonal sistemle de görüldüğü üzere- “Demokratik Ortadoğu Konfederalizmi” olduğu anlaşılmıştır.

 

3-      DAİŞ gibi yapıların üzerinde palazlandıkları zeminin, Batının Ortadoğu’ya yaklaşımında demokratik değerlerin esas alınmaması ve Ortadoğu’daki siyasi güçler tarafından, kitlelerin dini inançlarla yönlendirilmesinin bir sonucu geliştiği açığa çıkmıştır. Bununla beraber siyasallaştırılmış İslâm’ın –ister ılımlı olsun, ister radikal- Ortadoğu’da halkların ve inançların birlikte özgürce yaşamaları için çözüm olması şöyle dursun, bunun, birçok kez proveke edilerek sorunun esas kaynağına ve İslâm’ın batı nezdindeki “şiddet, terör” algısına neden olduğu; buna karşın İslâm’a yaklaşımın “Kültürel İslâm” ekseninde olması gerektiği anlatılmalıdır.

 

4-      Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ve PKK’nin, 1999 yılından bu yana Türk devletiyle yapmak istediği siyasi çözüm için defalarca tek taraflı ateşkesler ilân ettiği, 1999 yılında Türk ordusunun operasyonlarına ve beş yüz civarında gerillanın yaşamını yitirmesine rağmen silahlı güçlerin Türkiye sınırları dışına çekilmesi ve 1 Haziran 2004 yılına kadar savaşılmaması; bunlara karşın Türk devletinin Kürt sorununa sürekli tasfiye ve imha konseptiyle yaklaştığı, Avrupa kamuoyuna anlatılması gereken bir diğer önemli husustur.

 

Bu çerçevede yürütülecek bir enformasyon çalışmasıyla Avrupa kamuoyu doğru bir şekilde bilgilendirilmiş olacak ve bununla paralel yapılacak siyasi diyaloglarla sınırlandırılmayan diplomatik bir çalışma,  Kürtlere ve PKK’ye dönük algıyı değiştirecektir.

 

PEKİ, SİZİN ÇÖZÜMÜNÜZ NE?

Kendinize yakın gördüğünüz müttefik Türkiye’ye karşı ne zamana kadar sesiz kalacaksınız?

YENİ MÜCADELE DÖNEMİ VE ÖNCÜ KADRONUN ROLÜ

Hakikat algısındaki yanlışlık ve yanılgıdan kurtulmak, ne istediğini bilmek ve bunu bir bilinç, bir farkındalık yaratarak sürekli oluş halinde derinleştirmekle mümkündür.

KİRLİ VE KALLEŞÇE SAVAŞ YÜRÜTEN KİMDİR?

Bu zihniyet ve siyaset anlayışı sadece siyasetçileri değil, basını, aydınları ve yazarları da büyük çoğunlukla kendine benzetmiştir.

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]