22/08/2017

ERDOĞAN-AKP TÜRKİYE’Yİ NEREYE SÜRÜKLÜYOR!

Türkiye’de gelişen devrim potansiyelinin hareketlenmesinden çok korkmaktadırlar. Çünkü, Önder APO’nun felsefesi ışığında gelişen Rojava Kadın devrimi; Türkiye kadınlarını, gençlerini, halklarını kendine çekmektedir.

 

 

 

Zelal Edessa


Türkiye, Ortadoğu’da yaşanan kaosun merkezine doğru kaymış bulunmaktadır.  Artık her gün çatışma ve patlamaların yaşandığı bir ülke haline gelmiştir. İşin en kötü tarafı sanki normal bir şeymiş gibi toplum buna alıştırılmak istenmektedir. Her gün yaşanan katliamlarda ciğerleri yanan annelerin feryatlarına yürek dayanmamaktadır. Bu ülkenin çocuklarını katleden bir devlet gerçeği, buzdan bir duvar gibi toplumun önüne dikilmiş bulunmaktadır. Bu işin asıl sorumluları ülkeyi on yıldan fazla tek başına yöneten ve halen de yönetmekte olan Erdoğan ve AKP’dir. O nedenledir ki topluma yaşattığı acılar karşısında hiç vicdan azabı duymamaktadır. Bu olaylarla ilişkilerini basına yapmış oldukları açıklamalarla ele vermişlerdir. Olayı soruşturacaklarına, faillerini ortaya çıkaracaklarına, ha bire suçu HDP ve PKK üzerine atarak HDP’yi hedeflemekle amaçlarının ne olduğunu ortaya koymaktadırlar. Ne yaparlarsa yapsınlar; seçim öncesi Amed’de, Kobani’de ve en son Suruç’ta geliştirilen toplu katliamların tek sorumlusunun Erdoğan-AKP ve DAİŞ ittifakı olduğunu, yaşanan saldırıların örgüsünden çıkarsamak çok zor olmamaktadır.

Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan katliamlara ve kalıcı barış için Önder APO ile başlatılan müzakere sürecinin ortadan kaldırılmasına yönelik toplumun tepkisi gelişince, taktik manevra yapmaya kalktılar. Şimdi de Türkiye’yi 90’lı yıllara götürmek için” Ulus devlet” kahramanı kesilmeye başladılar. Erdoğan AKP‘sinin DAİŞ’le yaptığı ittifak çoktandır biliniyordu, ancak MİT aracılığı ile gizli gönderilen cephane ve silahların ortaya çıkması ile tam deşifre oldu. Özellikle son dönemlerde peşi sıra geliştirilen katliamlar Erdoğan-AKP gerçeğini ve DAİŞ’le olan ilişkilerini daha fazla gözler önüne serdi.  Bu durumun farkına varınca alçaldıkça daha da alçaldılar. Öyle ki; bu sefer sonuçlarını hesaba katmadan karanlık bir sürece Türkiye’yi sürüklemiş bulunmaktadırlar.

Erdoğan AKP’sini buna sürükleyen nedenlere baktığımızda, Rojava devriminin yayıcı gücü ve elde edilen Kürt halkının kazanımlarını hazmedememeleri başta gelmektedir. Kobane direnişi ile birlikte gelişen halklar dayanışmasının yeniden filizlenmesini kabullenememektedirler. Türkiye’de gelişen devrim potansiyelinin hareketlenmesinden çok korkmaktadırlar. Çünkü, Önder APO’nun felsefesi ışığında gelişen Rojava Kadın devrimi; Türkiye kadınlarını, gençlerini, halklarını kendine çekmektedir. Özellikle Önderliğimizin geliştirdiği “Demokratik ulus” projesi ile kadın öncülüğünde, halkların zamanına yol alınmış bulunmaktadır. Gün be gün devrimle aydınlanan toplum, özgürlük ve demokrasiye yürümektedir. Son seçimlerde toplumun tercihini “Çoğulcu Demokrasi” ‘den yana yapması bunu göstermektedir.

Diğer yandan AKP’nin son seçimlerde Kürdistan’dan şutlanması, milletvekillerini HDP’nin kazanması Erdoğan’ın Saray İmparatorluğu hayallerini suya düşürdü. Onu birden kardeş katili Osmanlı paşasına dönüştürdü.  Gözü dönmüş, kana susayan Leviathan gibi tüm toplumu kana boğmaya çalışması bundandır. Erdoğan-AKP’nin Türkiye’de demokrasinin gelişmesine tahammülü kalmamıştır. O nedenle operasyonlar adı altında Türkiye ve Kürdistan’da tüm topluma faşizm uygulamaktadır. Her gün topluma tehditler yağdırarak 12 Eylül cuntasını estirmektedir. Bir gün katletmekte, diğer gün yüzlercesini tutuklayarak, ülkeyi şiddet sarmalına çevirmektedir. 

En önemlisi de Türkiye halkları açısından kalıcı barışın teminatı olan çözüm-müzakere sürecini bitirerek, gerillaya top yekûn teknik-hava bombardımanı ile saldırıya geçmeleridir. Üç yıldır Önderliğimizin tek taraflı olarak geliştirdiği ve belli bir aşamaya getirdiği süreci fütursuzca harcamaları olmuştur. Yüz yıllık kangrene dönüşen sorunu çözmenin buradan geçtiğini bilmelerine rağmen, kendi bireysel çıkar ve hayallerine halkları kurban etmekten çekinmemektedirler.

 Erdoğan–AKP üç maymunları oynamakta ısrar ederek bir şeyleri kazanacaklarını düşünmektedirler. Oysaki Türkiye’yi 90’lı yıllara döndürmek, o dönemin kontra cinayetlerini devreye koyarak topluma katliam ve terörü dayatmakla sorun çözülmeyecektir. Ancak kendi sonlarına doğru adım adım yol alma olacaktır. Tekçi ulus devlet zihniyeti ile sorunları çözmek isteyen, soykırım uygulayan diktatöryal rejim ve liderlerinin akıbetine baksınlar. O zaman Erdoğan ve AKP kendi sonunu görecektir. Arap baharı ile başlayan halkların eşitlik ve özgürlük arayışlarını Arap ülkelerindeki devlet başkanları iyi okuyamadıklarından ve iktidar hırsının esiri olduklarından cehennemden beter olan sondan kurtulamadılar. Halkları uçurumun eşiğine götüren bu inkâr-imha politikasına son verilmedikçe, Erdoğan-AKP’nin düşüşü kaçınılmaz olacaktır. Çünkü “takke düşmüş kel görünmüştür”, Erdoğan-AKP’nin maskesi düşmüştür. Türkiye’de demokrasi ve özgürlükten, barıştan yana olan halkların mücadelesi her gün daha fazla büyüyecektir. Toplum sadece acılara ağlayarak öfkesini dindirmeyecektir. Daha güçlü bir halklar dayanışması ve eylemlilikleriyle gelişen savaş konseptine dur diyecektir.

Kutsamak ve Kutsanmak

Mansur kimdir? Enel Hak belirlemesi üzerine çok yorum yaptık, yapıyoruz ama Mansur gerçekten kim? Bir müşrik mi? Bir ermiş mi?

Endüstriyalizm Mutsuzluk Üretir

Şartlanmışçasına tüketimden kopamayan insanların üretimsizliği insanları mutsuzlaştırmakta ve mutsuzluk yaşamın bir olağanı haline gelmektedir...

Daha fazla bilinçlenmek, daha fazla mücadeleci olmak, daha fazla başarmak

Herhangi bir yerden bir şey beklemeden, öz irademiz ve halkımızın örgütlü iradesiyle mücadelemizi yükselterek Önderliğimize ve halkımıza dayatılan ideolojik, siyasi, askeri ve kültürel saldırıları...

2017 © Partiya Karkerên Kurdistan (PKK)
[[email protected]]